Beyin Tümörü Nedir ?

Yazar İstanbul 26/09/2017 0 Yorumlar Beyin Hastalıkları,

BEYİN TÜMÖRÜ NEDİR?

Beyin tümörleri birincil (primary) ve ikincil (secondary) olarak ikiye ayrılır. Beyinde oluşan birincil tümörler kötü huylu (habis, kanserli) veya iyi huylu (kanserli olmayan) tümör olabilir. İkincil beyin tümörleri ise vücudun başka bir noktasında ortaya çıkan kanserli hücrelerin beyine sıçramasıyla görülür. Beyin tümörü her yaştan insanda görülebilir ve bu tümörlerin neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Beyin tümörü belirtileri, tümörün büyüklüğüne ve beynin hangi bölgesinde olduğuna bağlı olarak değişmekle birlikte en sık görülen beyin tümörü belirtileri baş ağrısı, bacak ve kollarda uyuşma, hafıza sorunları ve denge problemleridir.

BEYİN TÜMÖRÜ BELİRTİLERİ

Beyin tümörü belirtileri (iyi huylu veya habis) tümörün büyüklüğüne, hücre tipine ve bulunduğu bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Belirtiler tümör beyne baskı yapmaya başladığında ve sinirleri tahrip ettiğinde ortaya çıkar. Aynı zamanda beyin sıvısının dolaşımı tümör nedeniyle sekteye uğradığında bazı belirtiler görülebilir.

En sık görülen belirtiler; Baş Ağrısı: Baş ağrısı beyin tümörü belirtisi olabilir ancak baş ağrısının stres, kötü beslenme, vücudun susuz kalması gibi pek çok farklı nedenle oluşabileceği de unutulmamalıdır. Beyin tümörünün neden olduğu baş ağrısı en şiddetli olarak sabah saatlerinde yaşanır. Uykudan baş ağrısıyla uyanmak, eskiden baş ağrısı sorunu olmayıp son dönemlerde sıkça baş ağrısı yaşamak, baş ağrılarının zamanla sıklaşması, baş ağrısıyla birlikte mide bulantısı ve kusma görülmesi baş ağrısının beyin tümörü nedeniyle olabileceğinin ipuçlarıdır. Beyin tümörü bulunan her 3 hastadan 1’i doktora baş ağrısı şikayetiyle gitmektedir. Tümörün neden olduğu baş ağrısı oldukça şiddetlidir ve uzun sürebilir. Sabah yaşanan ağrı öğle saatlerine doğru hafifleyebilir. Tümörün beyin üzerinde yarattığı baskı arttıkça baş ağrıları şiddetlenir ve sıklaşır. Eğilmek, öksürmek, egzersiz yapmak bile baş ağrısını artırabilir.

Mide Bulantısı: Beyin tümörünün yol açtığı mide bulantısı daha çok sabahları görülür. Mide bulantısına kusma ve geçmeyen hıçkırık eşlik edebilir.

Uyuşukluk: Uyuşukluk hali genellikle beyin tümörü belirli bir boyuta eriştiğinde görülür. Tümör büyüdükçe ve kafatası içinde çevresindeki dokulara baskı yaptıkça uyuşukluk ortaya çıkar ve normalden daha fazla uykuya ihtiyaç duyulabilir.

Görme ve Konuşma Sorunları: Tümör nedeniyle göz bozukluğu, nesnelerin biçimlerinin dalgalanıyor gibi görülmesi, net görememe, tünel görüş, çift görme ve görüş kaybı gibi problemler oluşabilir. Konuşurken kelimelerin unutulması, tam telaffuz edilememesi ve konuşulanları anlamama gibi problemler yaşanabilir.

Titreme ve Seğirmeler: Beyin tümörüne bağlı olarak ortaya çıkan kas seğirmeleri ve titremeler genellikle el, kol ve bacaklarda görülür. Bazı titremeler vücut genelinde, nöbet şeklinde görülebilir ve hastanın 1-2 dakikalık bilinç kaybı yaşamasına neden olabilir. Eğer beyin tümörü başarılı bir şekilde tedavi edilirse titreme, nöbet ve kas seğirmelerin tamamen ortadan kalkma ihtimali oldukça yüksektir. Ancak bazı durumlarda tümör alınmasına rağmen beynin hasar gören dokusu nedeniyle titremeler ve kas seğirmeleri devam edebilir. Bu titremeler ve kas seğirmeleri epilepsi ilaçları ile kontrol altına alınabilmektedir.

Diğer Belirtiler: Vücut dengesini koruma ve yürüme sırasında yaşanan sorunlar, ruh halinde dalgalanmalar ve kişinin karakterinin değişmesi, konsantre olamama ve hafıza sorunları ile kol ve bacaklarda his kaybı beyin tümörünün diğer belirtileri arasındadır.

 BEYİN TÜMÖRÜ TEŞHİSİ

Doktorlar, beyin tümörü teşhisi için bazı testler kullanabilirler. Bu tanı testlerinin uygulanmasındaki amaç, anormal büyüme, kötü huylu (kanser) veya iyi huylu (kanser değil)olup olmadığı, yayılma göstermiş ise alanı, hastalığın evresi ve türünü belirlemektir.

Beyin tümörlerine tanı konması için genellikle uygulanan testler:

Nörolojik Muayene Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) Bilgisayarlı Tomografi (BT) Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) Biyopsi

 

BEYİN TÜMÖRÜNÜN RİSK FAKTÖRLERİ

Farklı kanser türlerinin, farklı risk faktörleri vardır. Sigara içmek gibi risk teşkil eden bazı faktörleri değiştirmek sizin elinizdedir. Ancak, yaş, aile geçmişi gibi bazı faktörler var ki, bunlar değiştirilemez.

Ancak, risk faktörleri bize herşeyi anlatmaz. Risk taşıyor olması, o kişinin hastalığa yakalanacağı anlamına gelmez. Bilinen herhangi bir risk faktörü olmadan, kanser hastalığına yakalanan birçok insan olduğu bir gerçektir. Bazı risk faktörleri vardır ki, beyin tümör riskini arttırır.

Radyasyona Maruz Kalmak ve Beyin Kanseri: En çok bilinen risk faktörlerinin başında yer alır. Beyin tümörü tedavisi için kafaya uygulanan radyasyon, diğer kanser tedavileri içinde kullanılmaktadır. Tedavi edici özelliği, risk faktörü oluşundan daha ön planda olduğu için hastalarda uygulama devam etmektedir.

Beyin Kanserinde Aile Geçmişi: Beyin tümörü tanısı konan birçok hastanın aile geçmişinde, bu hastalığa rastlanılmamaktadır. Ancak, nadiren de olsa omurilik ve beyin kanserleri aile üyelerinde görülmektedir. Genel olarak, ailesel faktörlere dayalı bir tümör tanısı söz konusu olduğunda, hasta genç yaşta olmaktadır.

Bağışıklık Sistemi Bozuklukları ve Beyin Kanseri: Bağışıklık sisteminde bozukluk olan kişilerin, omurilik ve beyinde lenfoma (habis tümör) riski artar. Lenfoma, hastalıklarla savaşan beyaz kan hücreleri lenfositlerde (akyuvarlar)oluşur. Vücudun diğer bölgelerine göre lenfoma’ya en sık rastlanan bölüm merkezi sinir sistemidir. Bağışıklık sistemindeki eksiklik, doğuştan olabilir veya diğer kanser tedavileri nedeniyle meydana gelebilir.

Net olmayan, tartışmalı veya kanıtlanmamış etkilerden kaynaklı risk faktörleri:

Cep Telefonları: Cep telefonları, tıpkı, radarlar, mikrodalga fırınlar, uydu istasyonları gibi radyo dalgaları yayarak elektromanyetik bir enerji oluşturur. Cep telefonları, hücrelerin DNA’larına zarar vererek kansere yol açacak şekilde iyonlaştırılmış radyasyon yaymazlar. Bunun yanında, cep telefonları için kurulan vericilerin yaydıkları radyasyon ile ilgili endişeler devam etmektedir. Ayrıca, cep telefonlarının kulakla uzun süreli yakın teması beyin tümörü riskini arttırabilir.

Diğer faktörler: Vinilklorür (plastik üretiminde kullanılan bir kimyasal), ham petrol ürünleri ve belli bazı kimyasallara maruz kalmak, beyin tümörü rüskini arttırır. Elektromanyetik alanlara, belli virüslerin enfeksiyonlarına maruz kalmak olası risk faktörünü arttırıcı sebepler arasında yer almaktadır. Ancak araştırmacılar, bu faktörlerin beyin tümörüne yol açtığına dair yeterli delil elde edememişlerdir. Risk faktörleri ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.

 

BEYİN TÜMÖRÜNDEN KORUNMA YOLLARI

İnsanların vücudunda bulunan tümörlerin %80-90’ı beyin içinde gelişmektedir. Bunun yanında tümörlerin %10’u da sinir sistemi dokularından oluşmaktadır. Beyin tümörlerine her yaş döneminde rastlanmaktadır. Ancak özellikle orta yaş dönemlerinde kanser hastalarının pek çoğunda kanserin yayılması sonucunda görülmektedir. Genellikle beyin tümörlerinin pek çoğu beyne sıçrama sonrasında görülmektedir. Genellikle mide bulantısı ve buna bağlı olarak gelişen kusma sonrasında beyin tümörünün varlığından endişe edilmektedir. Hemen hemen her hastalıkta olduğu gibi beyin tümöründe de önemli olan erkenden teşhisin konmasıdır. Erken teşhisin hayat kurtardığı söylenebilir. Bunun yanında erken teşhis sayesinde yaşam konforu da etkilenmektedir. Beyinde bulunan tümörün nereye yerleştiği de son derece önemlidir.  Beyin tümörlerinin tam olarak neden kaynaklandığı bilinmemektedir. Çevre kirliliği gibi pek çok faktör beyin tümörü olasılığını artırmaktadır. Genellikle söz konusu hastalığın erken teşhis edilmesi ve vakit geçirmeden doktora danışılması son derece önemlidir. Kalıtımın da beyin tümöründe son derece etkili olduğu söylenebilir. Beyin tümörünün başlıca belirtileri arasında görmede bozukluk, baş ağrısı, sık sık yaşanan bayılmalar, kafatasında ortaya çıkan şişlik, işitme ve göre duyusunda ortaya çıkan kayıplar bulunmaktadır. Aynı zamanda tümörün ne büyüklükte olduğu da önemlidir. Genellikle küçük olan ve erken zamanda teşhis edilen tümörler son derece iyi sonuç vermektedir.

BEYİN TÜMÖRÜ HASTALARINDA BESLENME USÜL VE ESASLARI

Kanser hastası, kanser tanısı konduktan sonra doktordan bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi, savunma sisteminin güçlenmesi için bir beslenme listesi bekler ve böyle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrarlar. Alternatif tıp ürünü pazarlayan bazı özel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi yönlendirmeleri altında; hastalar doktorlardan bazı bitkiler önermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını bekler. Günümüze değin yapılan çalışmalar göstermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi, kilo kaybetmesi durumunda geçerlidir. Bunun dışında tüm bireylere önerilen “sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli” genel durumu iyi olan ve beslenebilen birçok kanser hastası için yeterlidir. Ancak yukarda belirttiğimiz hallerde, hastanın tedaviye veya hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun süren isal, uzun süren bulantı, kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında özel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile özel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır.

Beyin kanseri hastalar, özellikle tedavileri sırasında aşırı yemekten ve tuzlu gıdalardan kaçınmalı ve tedavi öncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve ödem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalıdırlar. Bu dönemde halsiz ve güçsüz kalmama adına tüketilen bal, pekmez gibi yüksek kalorili gıdalar, hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece güç aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir.

Geçtiğimiz yirmi yılda popüler olan vitaminler, antioksidan özellikleri ile “bizleri genç tutacak, cildimizi pürüzsüz kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak” varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur. Ne var ki, son 10 yılda yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda, gereksiz ve doktor önerisi dışında kullanılan vitaminlerin vücudumuza yarardan çok zarar verdiği, hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır. Bunun üzerine, dünyada ve ülkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel ürünlere çevirmiştir. Ancak, doğal gibi görünen bu ürünlerin de özellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri, bir çok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan doktoru zor durumda bırakmıştır. Son derece yetersiz veriler ile yararlı olduğu savunulan bitki ve bitkisel ürün kullanımının, günümüzde hastalara zarar verebileceği ve doktorun haberi olmaksızın asla uygulanmaması gerektiği kabul görmüştür.

Gerek beyin kanseri olsun gerekse diğer tüm kanserlerin tedavisinde bulantı, kusma için 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde Zencefil kullanımının kanıtlanmış yararı vardır ve onkoloji literatürüne, bilimsel kanıt olarak girmeyi başarmış bitkisel bir üründür.

 

BEYİN TÜMÖRÜ TEDAVİSİ

Beyin tümörleri tedavisi, tümörün iyi huylu veya kötü huylu olmasına bakılmadan her zaman için cerrahi tedavidir. Lakin bazı beyin tümörleri beyne çok yakın mesafede olabilir ve ameliyat riski yüksek olabilir. Bu sebeple cerrahi bir ameliyat yapılmaz ve kemoterapi ve ışın tedavisine başlanır.

 

 

 

Beyinsel Hastalıkların Tedavisinde Önerilen Beslenme Şekilleri;

Sebze-Meyveler:

-Selenyum A,C ve E vitaminleri bilinen en iyi antioksidanlardır. Bu vitaminleri alabilmek için; her renkteki seze ve meyveyi mevsimine uygun olarak, düzenli tüketin.

-İshal durumunda; meyve çeşidi olarak; kabuksuz, elma,muz ve şeftali tercih edin.

-Kabızlık durumunda; sabah kahvaltıdan önce; kuru kayısı,kuru incir ve kuru erik gibi meyveler veya bunların şeker eklenmeden hazırlanmış hoşafları,marmelatları tüketip üzerine bir bardak ılık su içmek bağırsaklarınızı çalıştırır.

Yağ-Vitaminler:

-Omega-3 yağ asitlerini  düzenli olarak tüketmeye çalışın. (somon,uskumru,sardalye,ringa, ton balığı vb.)

-Omega-3 yağ asidi çeşidi olan ALA en fazla keten tohumu içinde bulunmaktadır. Bu yüzden günde 1 çorba kaşığı keten tohumu yağı tüketin. (öğlen ve akşam yemeklerinde salatalarınıza katarak tüketebilirsiniz.)

-Kırmızı et ve doymuş yağ tüketiminizi azaltın. Kırmızı et yerine protein kaynağı olarak, tavuk,hindi,balık gibi beyaz et çeşitleri kuru baklagilleri tercih ediniz.

-Günlük beslenmenizde mutlaka; süt,yoğurt,peynir ve kefir gibi kalsiyum bakımından zengin besinlere yer veriniz. Kalori azaltmak isterseniz az yağlı yada yağsız süt ve süt ürünleri tüketin.

-Kemikleriniz için D vitamini almaya çalışın. Yeterli derecede güneş ışınlarından faydalanın  ve D vitamini içeren besinler ( Yağlı balık çeşitleri, zenginleştirilmiş süt vb.) tüketin.

-B vitamini bakımından zengin besinleri ( esmer tahıllar, süt, balık,yumurta,yulaf,koyu yeşil yapraklı sebzeler) düzenli olarak tüketin.

B12 vitamini çok düşük ise, doktorunuzun tavsiyesi ile B12 vitamin kapsülleri alabilirsiniz. B12 vitamin eksikliğiniz çok düşük değil ise; kuzu,ciğer,dalak tüketerek  veya rendelenmiş 3 elmayı  sabah kahvaltıdan 2 saat önce ve akşam yatmadan önce üzerine bal veya pekmez konularak tüketin ( bu karışımın üzerine su içmeyin)bu eksikliği doğal yollarla gidermeye çalışın.

 

Tahıl-Bakliyatlar:

-Kabızlık durumunda; posa içeriği yüksek besinleri bol tüketin.

-İshal durumunda; posalı besin tüketimini azaltın. Kepekli besinler ve sütü belirli bir süre perhiz listenizden çıkarın. Az yağlı pirinç pilavı, haşlanmış patates,beyaz ekmek,yayla çorbası gibi yoğurtlu çorba tüketin.

Diğerleri:

-Kabızlık ve ishal gibi sindirim sistemi sorunlarıyla karşılaşmamak için bol su tüketin. (Ortalama günde 8-10 bardak)

-Düzenli olarak beslenin. Aç kalmayın. Açlık şeker seviyenizi düşüreceği için nöbetlerinizin sıklaşmasını sağlayabilir.

-Çay,kahve gibi asitli ve kafeinli içecekleri kontrollü olarak tüketin. Aşırıya kaçmayın.

GENEL TAVSİYELER;                  

-İki öğün arasında en az beş saatin geçmesine dikkat edin. ( öğünler arasında nohut tanesi büyüklüğünde dahi bir şey yemeyin.)

 -Yemek sırasında ve yemek sonrası 2 saat içinde su içmeyin.

 -İki hayvansal gıdayı ( iki proteini ) bir arada almayın.Tüketeceğiniz eti sebze ile beraber alın.

 -Mümkün olduğu kadar rafine şeker,beyaz ekmek kullanmayın.

 -Tuz kullanmayın. Vücudun su toplamaması ve ödem oluşturmasını engellemek için az miktarda himalaya veya kaya tuzu tüketebilirsiniz.

 - Öğünler arasında az miktarda su-kahve-çay içebilirsiniz.

 -Zamanın da ve ehil kişilerce hacamat ve sülük ( hiruda ) tedavi yaptırın.

Hekimzade ürünü ile uygulanan tedavi;

Hekimzade firmasının ürünleriyle; beyinde oksijen seviyesini arttırmak dolayısıyla dengeyi ve otoimmin sistemini destekleyerek ,beyinde ki teta dalgaları üzerinde müspet etki oluşturabilmek için sinir sistemini güçlendirme mantığı ile hareket edilmektedir.Bu etkiler sayesinde beyinin vücuda komut vermekte olan kontrol mekanizmasını güçlendirilerek hastalığın tedavi sağlanmaktadır.

SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ BURAYA GELECEK
RESİMLER BURAYA GELECEK

Yorumu Yanıtla

Loading...
Loading...